246 / Akdeniz Foku / Mediterranean Monk Seal / Monachus monachus Türkiye'nin Anonim Memelileri
Foklar / Akdeniz Foku / Mediterranean Monk Seal / Monachus monachus 
 


Yükleniyor.
Yaşam Alanları

Biyolojik Bilgiler
 
200-300 cm200-300 kg  

Ortalama Yaşam Süresi40 yıl
Hamilelik Süresi330-360 gün
Doğumda ki Yavru Sayısı1 adet
Yavru Boyu900 mm

Editör bilgileri
Memeli Türü Akdeniz Foku
Tür YetkilisiOyQ
Tür Hakkında ilk derleme29.05.2009 01:27
En son güncellemeyi yapaneli
Son güncelleme17.11.2009 16:15
Güncellenme sayısı9

En İyiler
Akdeniz Foku
Fotograf Türü Aksiyon
02.08.2011 14:30

Akdeniz Foku
Fotograf Türü Sanatsal
10.04.2019 11:38

Akdeniz Foku
Fotograf Türü Beslenme
10.11.2015 11:45

Akdeniz Foku
Fotograf Türü Sabit
14.02.2011 19:59


Video

 
Tanımı
Akdeniz foku Monachus monachus, yüzgeçayaklılar (Pinnipedia) alt takımına ait bir deniz memelisidir. Yüzgeçayaklılar içinde gerçek foklar familyasından ve keşiş fokları (Monachus) cinsinden bir türdür. Yeryüzünde sadece doğu Akdeniz sahilleri ile Atlantik'te batı Afrika'nın Moritanya sahilleri ve Madeira adalarında yaşar. Yeryüzündeki toplam 34 yüzgeçayaklı türünü ve Akdeniz fokunun bu türler arasındaki yerini sistematik olarak gösteren şema aşağıda verilmiştir. Akdeniz foku ile aynı alt ailede olan Hawai keşiş foku Monachus schaunslandi yaklaşık 1.500 nüfusu ile Hawai adalarında varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. 34 fok türünden biri olan Karaib Keşiş Foku Monachus tropicalis ise en son 1952 yılında görülmek kaydı ile yeryüzünden yok olmuştur. Dolayısıyla dünyada şu anda 33 yüzgeçayaklı türü vardır.


Habitatı
Akdeniz foku, "Üzerinde yapılaşma olmayan, insanların kolay ulaşamadığı veya insan faaliyetlerinden uzak kalmış, tercihen üreme ve/veya barınma işlevleri gören kıyı mağara ve kovuklarına sahip; sessiz ve tenha kayalık sahilleri" yaşama alanı olarak seçmekte ve bu alanların bozulmasından direkt olarak etkilenmektedir.
YOK OLMA NEDENLERİ

1. Yaşam Alanlarının (Kıyıların) İşgali
2. Yasadışı ve Aşırı Su Ürünleri Avcılığı
3.Fokların Kasti Öldürülmesi
4. Yaşadıkları Mağaralara Turistik Dalışlar
5. Deniz ve Kıyıların Kirlenmesi


Yayılışı ve Yerel Adlar
Akdeniz fokları 20. yüzyılın başına kadar tüm Akdeniz kıyıları ile doğu Atlantik kıyılarında Portekiz'den Batı Afrika sahillerindeki Senegal'e kadar 1000'lerle ifade edilen bir nüfusa sahip olarak serbestçe yaşamlarını sürdürüyordu. Ancak aşırı avlanma, yaşam alanları kaybı ve deniz ekosisteminin bozulması nedeniyle türün dünya dağılımı daraldı ve nüfusu hızla azaldı. Akdeniz foku bugün dünyada sadece Yunanistan, Türkiye, Fas, Moritanya ve Maderia Adaları'nda yaşamakta olup toplam nüfusu 450 ile 550 arasında tahmin edilmektedir. Moritanya sahillerindeki Akdeniz fokları gerçek bir fok kolonisi özelliği göstererek birlikte yaşamakta populasyonu ise insan baskısı nedeniyle birlikte bulunmak yerine çoğu zaman tek tek dolaşma ve yaşama şeklini seçmeye zorlanmışlardır.

Akdeniz foku dünyada birbirinden kopuk 2 ana bölgede yaşamaktadır:

1. Atlantik Nüfusu (Batı Sahra, Moritanya kıyıları ve Portekiz Maderia Adaları)
2. Akdeniz Nüfusu (Yunanistan ve Türkiye)

Akdeniz fokunun özellikle beslenmek için ıssız kayalık sahillerin dışına çıkarak dolaşım alanını genişlettiğini, kumluk, çakıllık kıyılar ve nehir ağızlarına da uğradığı bilinmektedir.

Ancak, Akdeniz fokunun birincil yaşam alanı ıssız ve yapılaşmamış kayalık kıyılardır. Büyük bir deniz memelisi olduğundan dar yaşam alanları içinde barınamaz. Tür ancak, makul büyüklükte ve uygun kıyı alanlarının olması durumunda varlığını sürdürebilir ve güvenle yavrulayabilir.


Beslenme
Akdeniz foku yüzgeçayaklıların ortak bir özelliği olarak etobur bir canlıdır.
Besininin büyük bir çoğunluğunu dalarak sualtında yakaladığı balıklar, ahtapot ve ıstakoz gibi canlılar oluşturur. Avını yakaladığında bazen su üstüne çıkarır. Avını öldürmek ve parçalayarak yiyebilmek amacıyla başını hızla sağa sola sallar. Bu arada ağzında kalan parçayı yer ve savrulan büyük parçanın peşinden yüzerek yakalar. Avını bitirene kadar aynı hareketi tekrar eder. Akdeniz fokları memeli canlılar olduklarından insanlar gibi akciğerleri vardır ve hava ile solunum yaparlar. Su üstünde ciğerlerine aldıkları havanın içindeki oksijeni kullanarak dibe dalarlar ve sualtında solunum yapmazlar. Akdeniz foku genelde 5-10 dakikalık dalışlar yapar ve nefes almak üzere tekrar yüzeye çıkar.

Çeşitli balık türlerini, kabuklu deniz hayvanlarıni, deniz analarını ve mürekkep balıklarını zevkle yerler. Foklar yiyeceklerini ezmek ve öğütmek için geniş taçlı dişlere sahip değildir. Avını bütün olarak canlı canlı yutar. Midesindeki yiyecekleri ezmek için de kuşlarda olduğu gibi irili ufaklı taş ve çakıl parçalan yutarlar. Nitekim ölü fokların mide muhteviyatları incelendiğinde irili ufaklı çakıl taşları bulunmuştur.


Biyolojisi
Erginlerin vücudunu 0.5 cm'yi geçmeyen kısa ve sert kıllar kaplar.
Su üstünde görüldüğünde en belirgin özellikleri iri kafaları, uzun bıyıkları ve kömür gibi siyah gözleridir. Ergin dişi ile erkekler arasında belirgin bir boy ve kilo farkı yoktur ancak karakteristik renk ayrımları mevcuttur. Karada yatarken vücudun iriliği ve tombul görünümü göze çarpar. Vücudun her iki yanında ön yüzgeçleri (ön üyeler) ve arkada ise iki parça halinde arka yüzgeçleri (arka üyeler) yer alır.

Yavru:

Doğduğunda boyu yaklaşık 80-90 cm., ağırlığı yaklaşık 20 kilogramdır. Karın
bölgesinde istisnasız görülen bariz bir beyaz leke haricinde tüm vücudu havlı 1-1.5 cm.
uzunluğunda parlak siyah kıllarla kaplıdır. Yavru, anne ve babanın da sahip olduğu
bıyıklarla doğar. Yaklaşık iki aylıkken kürkünü değiştirmeye başlar ve bir-iki ay içinde
uzun siyah kılların yerini kısa ve parlak gri olanlar alır.

Dünya yüzeyinde gelmiş geçmiş en iyi dalıcılar olarak bilinen foklar yüzerken suyun direncini mümkün olduğu kadar azaltmak için aerodinamik bir vücut yapısına sahipler. Balıkadamların korkulu rüyası olan vurguna aldırmaksızın denizin mavi derinliklerine kolayca inebilmekte ve vurgun yemeden hızla yukarıya çıkabilmektedirler.

Dogum:

Eğer bir dişi fok doğum esnasında herhangi bir sebebten rahatsız olursa, başı dışarı çıkmış olan yavruyu tekrar doğum kanalına çekebilir. Tehlike geçtikten sonra yavrusunu doğurur. Yavrular sütten kesilene kadar, yaklaşık 3-4 hafta annesiyle beraber olur. Sütten kesilmemiş yavrular annelerini kaybettikleri vakit hayatlarını sürdürmeleri mümkün değildir. Dünyaya gözlerini açan yavru fok birkaç dakikalık şaşkınlıktan sonra annesini tanır ve izlemeye başlar. Anne fok ise gözleriyle ve ses yoluyla yavrusunun hareketlerini en ince ayrıntısına kadar izlemektedir. Yavru fok sürekli olarak havada ve suda yayılan tek frekanslı bir ses çıkarır. Anne fokta dış kulak bulunmamasına rağmen bu ses sayesinde yavrusunu tanır ve kolaylıkla onu bulur.
Fokların, sesten geldiği yönü tesbit etmelerine imkân veren böyle bir yetenek ancak kendilerine ozgu eşsiz bir quadrifonik (dört sesli hoperlör sistemi) işitme sistemi ile sağlanabilmektedir. Anne fokun kulağı da hem karada hem suda sesi duyabilecek bir hassasiyette yaratılmıştır. Hem kulak kanalı, hem de kulağın altında uzanan dikey doku bandı sayesinde ses iç kulağa iletilebilmektedir. Yavru sütten kesildiği vakit bu ses, yavrunun repartuvarından kaybolmaktadır.
Foklar, hem karada hem de suda en iyi şekilde görebilmeleri için harikulade bir görme sistemine sahiptirler. Suyun kırma indisi ile havanın kırma indisi farklıdır. Mükemmel bir göze sahip insan bile, havada mükemmel görmesine karşın suda net göremez. Bunun sebebi, karada kornea tabakasının kırıcı olmasıdır. Suda ise korneanın yardımı olmadan mercek tarafından kırılır. Bu sebepten dolayı görüntü retinada uzun süre oluşmadığı için bulanık görme olur.

Foklarda ise durum farklıdır. Görüntü tam odakta ve retinanın üzerinde meydana gelir. Göz mercekleri geniş, küresel ve şekil olarak su altında net görmeye uygun yaratılmıştır. Gözün büyüklüğü ve şekli, suyun kırma indisi, korneanın kırma indisine eşit olmasını sağlamaktadır. Bunun neticesinde su içerisinde fokun gözüne giren ışık dalgaları kornea yoluyla geçer. Bu geçiş esnasında kırılma veya yön değiştirme olmaz.


Fakat daha sonra bu dalgalar kırılarak merceğin arkasında odak noktasına ve retinaya ulaşırlar. Havada fokun gözü astigmatigtir. Astigmatizm suda mühim değildir. Çünkü suda ışık, korneadan geçtiği zaman kırılma olmaz. Karada ise dikine karışabilen bir göz kapağına sahiptirler. Bu göz bebeği astigmatizme uyum sağlar ve fokun havadaki görüş keskinliği, sudaki ile aynı seviyede olur. Gece ay ışığında 450 metre gibi bir derinlikte hareket eden canlıyı kolaylıkla tesbit edebilirler.

Ayrıca foklar karanlık sularda veya geceleri avlanırken yarasa ve yunuslarda olduğu gibi geniş frekanslı ultrasonik sesler çıkarırlar. Böylece balık sürülerinin yerlerini kolaylıkla bulabilirler.

Burunlarının yanlarında bulunan bıyıkları 2,5 kHz'lik frekanslara duyarlıdır. Aynı zamanda bir hız ölçer gibi çalıştığı zannedilmektedir.

Foklar, şaşırtacak kadar uzun bir süre nefes almadan durabilirler. Karada kalplerinin atış sayısı 100 iken, daldıklarında 10'a düşer. Suyun altında 15 dakika kadar durabilirler. Bu işi uyurken de yaparlar. Fizyolojik olarak uyumanın ve dalmanın genel görünüşü aynıdır. Fok bu iki durumda da burundaki kasları kasar ve burun girişi kapanır. Kalp hızı azalır. Bunun neticesinde kan akımı yavaşlar, fakat kalp ve beyin gibi hayati organlarda yeterli dolaşım vardır. Kandaki oksijen sayısı 15 dakika sonra azalır. Hayvan her nasılsa yüzeye dönmesi veya uyanması gerektiğini hisseder. Uyanıp tekrar nefes alır.









Göçü
20-30 yil once Eski Foca siren kayaliklari Foklarin evi idi...
Yuzeken veya motorsuz kayik ile oldukca uzaktan gecerken - siren kayaliklari cok tehlikeli ve yaklasilmasi zor kayaliklardir- gormek mumkun idi... Artik yoklar....
Hala gorduklerini soyleyen balikcilar varsa da, urkek ve cok da sosyal olmayan foklarin, daha uzaklara , insansiz yerlere gittigini dusunmek, yok olduklarini dusunmekten daha az uzuntu verici...
Foça'ya adını veren foklar, bu kent için özel bir öneme sahiptir. Balıkçılar zaman zaman ağlarını yırtmalarına karşın foklara sevgiyle yaklaşır ve korurlar.

Zaten öyle olmasaydı binlerce yıl nasıl birlikte yaşayabilirlerdi? Akdeniz foku ( Monachus monachus ) bir balık değil. Denizi; beslenmek, ulaşım ve zaman zamanda uyumak için kullanan bir amfibi. Foça adalarında, içinde hava olan mağaralar onların yaşam alanları. Bu mağaralarda yavrularını doğurup, nesillerini sürdürme kavgası veriyorlar. Balıkçıların yanı sıra, Foça Belediyesi ve Dünya Doğa Vakfı (WWF) fok koruma çalışmalarını birlikte yürütüyorlar. Dünyadaki toplam sayıları 400-450 olarak tahmin edilen Akdeniz fokları için uzmanlar; "eğer 2010 yılında denizlerde halen Akdeniz foku görülebilirse, bu insanlığın başarısı olacaktır" diyerek, Akdeniz fokları için yok oluşun ne kadar yakın bir tehlike olduğuna dikkat çekiyorlar.

www.foca.bel.tr/focayitani.html





Popülasyonu
Akdeniz Foku bütün dünya nesli tehlike altında bulunan türler içinde ilk sırada yer almaktadır. IUCN ( Dünya Doğayı Koruma Birliği ) tarafından koruma altına alınan 12 canlı türünden biri olup, bilim adamlarına göre dünyadaki sayılarının 200 - 300 civarında olduğu, Türkiye sularında da 50 adet civarında da yaşadıkları tahmin edilmektedir. Bu nedenle bu dünya mirasını korumak hepimizin görevidir..

Diger bir kaynaga gore ise;
Türkiye'de yapılan çeşitli bilimsel çalışmalarda bireysel tanımlama yolu ile 31-44 arasında Akdeniz foku bireyi tanımlanmış olup, kıyılarımızda 100'den az fok yaşadığı tahmin edilmektedir ki dünyadaki fok populasyonunun 450-550 olduğu gözönünde bulundurulduğunda bu sayı önemli bir yer tutmaktadır.



Bugün Akdeniz Foku, ülkemizin taraf olduğu sözleşmelerle;


BARSELONA - Akdeniz’in Kirlenmesine Karşı Korunması Sözleşmesi Eki Cenova Deklerasyonu,
BERN - Avrupa’ nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi
CITES - Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Bitki ve Hayvan Türlerinin Uluslar Arası Ticaretine İlişkin Sözleşmelerle,
Ülke bazında ise;


1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu,
3167 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu,
ile koruma altına alınmıştır.


Davranışları
Akdeniz foku, ürkek ve diğer yüzgeçayaklı türlerine göre daha az sosyal bir canlıdır. Ülkemiz kıyılarında da yaşayan doğu Akdeniz bireyleri genelde tek tek dolaşırlar ve nadiren birlikte görülürler. Araştırmacıların Türkiye'de zaman zaman 2 ile 4 arasında foku birlikte gözlediği hatta bu sayının çok ender olmakla birlikte 7-8'e kadar çıktığı da bilinmektedir. Birçok özelliği gibi davranışları hakkında da tam bilgi mevcut değildir. Akdeniz foklarının bazı dönemlerde bir araya geldiği ve sonra tekrar dağıldıkları konusunda varsayımlar mevcuttur. Ergin erkek bireyler genelde bir bölge belirler ve yaşantısını burada sürdürürler.

Dişiler erkeğe göre daha gezgin olmakla birlikte, yavrulama döneminde üreme mağarası ve civarını terk etmezler. Genç fok bireyleri ise yetişme dönemlerinde uzak bölgelere gidebilirler. Dişi Akdeniz foklarının çiftleşmek için uzun mesafeler kat ederek erkek fokların yanına geldiği ve daha sonra erkeğin bölgesinden ayrıldığı tahmin edilmektedir. Çiftleşme denizde olur. Dişi fokun cinsel olgunluğa 4-5 yaşında ulaştığı tahmin edilmektedir. Dişi Akdeniz foku 10-11 aylık hamilelik döneminden sonra, her sene ya da 2 senede, bir yavru doğurur. Bu nedenle, Akdeniz foku üreme hızı düşük, yavru sayısı az bir canlıdır. Doğum, insanların uğramadığı (veya ulaşamadığı) ve içinde hava olan bir kıyı mağarasının en ucunda, dalgaların kolay ulaşamayacağı bir çakıl plaj veya kayalık platform üzerinde olur. Anne, yavruyu yaklaşık 4 ay boyunca kendi sütü ile mağara içinde karada emzirir. Akdeniz foku, yavrusunu doğurmak ve büyütmek için mutlaka karaya (ve özellikle kıyı mağaralarına) muhtaçtır.


Yerel Adlar
Onlar denizlerin ve kayaliklari ''yanliz '' cocuklaridir...

Latince isimleri Monachus monachus Eski Yunansa, ''tek. yanliz, ' anlamina, Orta cag latincesinde ise; kesis anlamina gelir....

Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın hikayelerinde ise, foklar geceleri derilerinden siyrilarak deniz kizlarina donusuyorlar...
Onlari yakalayip evlenmek isteyen balikcilar, onlarin derilerini saklayip, onlar ile evlenmeyi basarsalar da; fok kadinlar en sonunda denize, tek baslarina donmeyi basariyorlar....Cocuklarini bile geride birakarak....




Ses-Ötüş bilgisi bulunamadı.
Kaynaklar
www.sadafag.org/index.php?bolum=akdeniz-foku Kaynak:
Kıraç, C.O., Y. Savaş ve H. Güçlüsoy. 1998. Akdeniz fokunun Monachus monachus Önemi ve Türkiye'de Korunması. SAD-AFAG Yayınları. Eylül 1998, Ankara. 21 sayfa + anket.
Diger Kaynaklar:
Scientifik American, April 1989.
National Geographic. April 1987.
Discover. July 1989.
Bilim Teknik. Ekim 1990


Akdeniz Foku Fotografları
Akdeniz Foku
31.03.2014 23:12
Türün 10. fotografı


Akdeniz Foku
28.05.2009 22:40
Türün 1. fotografı


Akdeniz Foku
17.11.2016 20:27
Türün 12. fotografı


Akdeniz Foku
20.03.2018 22:07
Türün 13. fotografı


Akdeniz Foku
03.04.2011 23:59
Türün 8. fotografı


Akdeniz Foku
25.06.2009 19:58
Türün 3. fotografı


Akdeniz Foku
19.10.2009 16:42
Türün 6. fotografı


Akdeniz Foku
06.07.2014 10:32

Akdeniz Foku
30.08.2009 02:25
Türün 5. fotografı


Akdeniz Foku
31.05.2009 12:25
Türün 2. fotografı